Son dönemin yükselen yıldızı.

 Dürüst olmak gerekirse, 2020 Sonbahar Sezonu başlamadan önce Jujutsu Kaisen'in bu kadar popüler bir şova dönüşeceğini düşünmemiştim. Zaten oldukça büyük bir proje (Shingeki no Kyojin: The Final Season) ve orijinal yapım bir anime (Taisou Zamurai) ile uğraşan MAPPA için Jujutsu Kaisen'in 12-13 bölüm sürecek bir yan iş olacağını düşünmüştüm. Aklımdan, eğer yeteri kadar popülariteye erişebilirse belki ikinci sezonu gelir ve asıl patlamasını o zaman yapar diye geçirmiştim; ama yanıldığımı anlamam pek de uzun sürmedi. Öncelikle, bu MAPPA için bir yan iş değildi. Jujutsu Kaisen, MAPPA'nın ana odağı olan projelerden birisiydi ve 24 bölüm sürecekti. Ayrıca, iş popülerliğe geldiğinde beklediğimin çok ötesinde olaylar yaşandı. Jujutsu Kaisen'in popülerliği, sezon başladıktan birkaç hafta sonra resmen uçuşa geçti ve hem 2020 Sonbahar Sezonu'nun hem de tüm 2020'nin yıldızı haline geldi. İnternette animeler ile alakalı hangi siteye baksanız Jujutsu Kaisen'i görmeniz kaçınılmazdı.

 Bu kadar büyük bir patlamaya sebep olan neydi gerçekten bilmiyorum. Shounen Jump dergisindeki mangalardan uyarlanan yapımlar, özellikle de aksiyon odaklı olanlar, çoğu zaman yüksek popülariteye erişirler, bu alışılmamış bir şey değil. Ancak, beni şaşırtan olay bunun çok çabuk gerçekleşmesiydi. Animeden birkaç bölüm izleyip prodüksiyon kalitesinin oldukça iyi olduğunu görüp birkaç gün sonra da 24 bölüm olacağını öğrendiğimde tıpkı Kimetsu no Yaiba'daki gibi animenin ortalarına doğru popülerliği artar diye düşünmüştüm; ama Jujutsu Kaisen daha çıkalı 2 ay olmamıştı ki birden bire her yeri kasıp kavurmaya başlamıştı. Ben pek emin olmamakla birlikte bunun 2020'nin animeler için zaten oldukça kurak bir yıl olmasından dolayı olduğunu düşünüyorum; sene boyunca doğru düzgün bir iş çıkmamıştı ve insanlar yüksek prodüksiyon kalitesine sahip bir aksiyon animesini görünce hiç düşünmeden saldırdılar. Artık olan olay ne tam olarak emin olmak güç ama emin olabileceğimiz bir şey var. Jujutsu Kaisen şu anda son yılların en popüler şovlarından birisi ve eğer yapımcıların kafası basıyorsa -ya da projenin başına kötü bir şeyler gelmezse- Jujutsu Kaisen için kesinlikle devam sezonları göreceğiz.

SENARYO ve KARAKTERLER

 İnsanların olumsuz düşüncelerinden ötürü ortaya çıkan "Lanet"lerin günlük hayatta normal insanlardan gizli biçimde dolaştığı bir dünyada, muazzam bir fiziksel güce sahip olan lise öğrencisi Itadori Yuuji sakin bir şekilde günlük yaşantısını sürdürmektedir. Ancak, günlerden bir gün yakın bir arkadaşı Lanetler ile ilgili bir olaya bulaşır ve Itadori arkadaşını kurtarmak için bir Lanetin parmağını yiyerek Laneti kendi bünyesine alır. Parmağını yediği bu Lanet, hem bu Lanetlere karşı savaşan büyücüler hem de Lanetlerin kendisi tarafından bile korkulan, yüksek seviyeli bir Lanet olan Sukuna'ya aittir. Itadori, Sukuna'nın bedenini ele geçirmesine izin vermedikten sonra, büyücülerin en güçlüsü olan Satoru Gojou tarafından gözetim altına alınarak Tokyo Başkent Sihirbazlık Teknik Lisesi'ne kaydolur. Dedesinin ölmeden önce ona verdiği son nasihati aklında tutarak, öldüğü zaman etrafının onu seven insanlarla çevrili olması için Lanetler ile savaşmaya karar verir; ve böylece bu yeni tanıştığı dünyadaki hikayesi başlar.

 Açıkçası Jujutsu Kaisen'e karşı ilk görüşlerim pek de olumlu yönde değildi; ilk bölümünden neredeyse nefret etmiştim. Itadori'nin saçma bir biçimde aşırı güçlü olması, kötü espriler ve iyi yazılamamış diyaloglar derken animeden çabucak soğumuştum; tek beğendiğim kısımlar Itadori'nin hastahanede dedesi ile konuştuğu kısımlardı. Ancak, ardından gelen üç bölümde görüşlerim tamamen değişmiş ve Jujutsu Kaisen 2020 sonbaharının en sevdiğim şovlarından birisi haline gelmişti. Gerçi şimdi dönüp bakınca 2-4. bölümlerin içerisinde 2. ve 3. bölümün pek de bir olayı yokmuş; hatta animenin ilk 1/3'ünden sonra gelen kısımları göz önünde bulundurduğumuzda oldukça yavan kaldıklarını bile söyleyebiliriz. Herhalde ilk bölüm öylesine dip bir bölümdü ki ardından gelen üç bölüm ortalama olsalar bile gözüme olduklarından çok daha güzel gelmişler.

 Aradan geçen 5 aydan sonra dönüp baktığımda Jujutsu Kaisen'in benim gözümde kabul edilebilir bir konuma geldiği kısım 4. bölümken, gerçekten iyi diyebileceğim konuma geldiği kısım ise 9. bölüm ile başlayan olay örgüsü. İlk üç bölüm ise animenin ana karakterlerini ve dünyasını izleyiciye tanıtmak üstüne kurulu yavan bölümler. Gerçi 4-8. bölümlerin de pek harika olduğunu söyleyemem. Bu kısımlarda oldukça güzel savaş sahneleri ve komik anlar olsa da ana amaç yeni yan karakterleri tanıtıp ileride olacak olaylara temel hazırlamak.

 Az önce de söylediğim gibi, benim için Jujutsu Kaisen'in asıl olayı 9. bölümde ortaya çıkan olay örgüsü ile başlıyor. 9. bölümden 13. bölüme kadar süren bu olay örgüsünün sadece beni değil birçok kişiyi animeye daha sıkı bağladığını söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Çünkü, tam bu bölümler sırasında Jujutsu Kaisen'in puanları yükselmeye ve anime daha geniş bir kitleden övgüler almaya başlamıştı.

 Bu güzide olay örgümüz -Itadori'nin yanı sıra- Junpei adlı, okulunda zorbalığa uğrayan bir çocuk ve yeni doğmuş yüksek seviyeli bir Lanet olan Mahito etrafında gelişiyor. Bu iki yeni karakterden başka olarak da kadroya yeni katılan bir profesyonel Jujutsu büyücümüz de bulunmakta: Kento Nanami. Bu karakterin de kendine özel kısımları bulunsa ve bu kısımlar çok güzel olsa da hikaye örgüsü onun etrafında dönüyor denilecek kadar fazla değiller. Bu olay örgüsünün ana odağı Itadori'nin karakter gelişimi.

 Bu olay örgüsünde Mahito, Junpei'in yalnızlığını fırsat bilerek onu bir bakıma manipüle ediyorken bir yandan da Itadori, Mahito'nun işlediği suçların şüphelisi konumunda olan Junpei ile tanışıyor. Itadori ve Junpei ikilisi Itadori'nin dışa dönük kişiliği sayesinde çabucak arkadaş oluyorlar ve Itadori er ya da geç Mahito ile karşılaşıyor. Bunun ardından Itadori, kendisini prensiplerini ve inandığı ahlaki değerleri sorgularken buluyor. İşte bu kısımlar bana göre sezonun en iyi kısımlarıydı. Itadori'nin karakteri ne aceleye getirilerek ne de çok yavaş bir yol izlenerek işlenmişti. Her şey tam olması gereken tempodaymış gibi hissettiriyordu ve Itadori'nin zihin yapısındaki değişim de oldukça inandırıcı bir biçimde verilmişti; ayrıca aksiyon sahneleri de oldukça güzeldi. İyi karakter işlenişleri ve güzel aksiyonuyla beraber bu olay örgüsü beni çabucak içine çekmiş ve Jujutsu Kaisen'in devam bölümleri için heyecanlandırmayı başarmıştı.

 Bundan sonraki olay örgümüz Tokyo ve Kyoto Jujutsu okulları arasında her sene düzenlenen müsabakayı konu alıyor. Bu müsabakanın doğası gereği ise 7 bölüm süren bu uzun sayılabilecek olay örgüsünde bolca dövüş sahnesi bulunmakta. Bir önceki olay örgüsünde karakter odaklı sahnelerinin fazla olduğunu düşünen ve daha fazla dövüş sahnesi görmek isteyen birisiyseniz sevinebilirsiniz. Çünkü, bu olay örgüsünde karakter odaklı kısımların sayısı çok az. Bazı dövüşlerin içinde karakterlerin geçmişine odaklanan kısımlar olsa da bunlar gerçekten karakter işlenişi sunmaktan daha çok yan karakterlerin geçmişi hakkında izleyiciye bilgi vermek üstüne kurulu; ve doğal olarak da bu kısımların hiçbiri bir önceki olay örgüsünde bulunan karakter odaklı anların ortaya koyduğu etkinin yarısını bile oluşturamıyor. Tahminim, tabii eğer çıkarsa, bir sonraki sezonda bu olay örgüsünde atılan altyapıyı kullanıp ortaya güzel karakter işlenişleri çıkartılacağı yönünde; ama şimdilik elimizde bir şey yok. Ancak, buradan bu olay örgüsünün kötü olduğu anlaşılmasın. Bu bölümlerde ön plana çıkan kısım olan dövüş sahneleri çok iyi ve sonlara doğru kalite bir önceki olay örgüsüyle hemen hemen eşdeğer hale geliyor.

 14 ve 20. bölümler arasında gerçekleşen bu olay örgümüzde toplamda 7 tane büyük dövüş sahnesi bulunmakta ve bunların bir tanesi hariç (Mehcamaru vs. Panda) hepsi harika yönetmenliğe, gaza getirici anlara ve güzel animasyonlara sahip. Tek sıkıntıları fazla çeşitliliğe sahip olmamaları. Ben Jujutsu Kaisen'i haftalık takip ettiğim için bu kısımlarda çeşitliliğin az olması beni pek rahatsız etmedi ve gözüme fazla batmadı ama bölümleri art arda izleyecek olanlar bu durumdan hoşnutsuz olabilir. Ancak, bu olay örgüsündeki son dövüş sahnesi o kadar iyi ki o dövüş sahnesinin yolunun yapılması amacıyla çeşitlilikten biraz kısılmış olması kabul edilebilir bir durum. Ayrıca, bu son dövüş sahnesinin son kısımlarında tam anlamıyla göz doyurucu bir Satoru Gojou sahnesi de bulunmakta. Eğer Jujutsu Kaisen'in Gandalf'ını seven gruptansanız bu olay örgüsünün son kısımları sezondaki en tatmin edici sahnelerden birisini barındırdığından ötürü sizin için çok keyifli olacak.

 Bu oldukça dolu 7 bölümlük olay örgüsünden sonra ise bir adet mola bölümümüz bulunmakta. Bu bölümde Kyoto ve Tokyo takımları bir beyzbol maçı oynuyor. Bu oyun sırasında bazı eğlenceli anlar ve sezonun son bölümü için önemli detaylar var; ama bu kısımları yanlışlıkla izlemeyi unutsanız bile büyük bir şeyi kaçırmazsınız.

 Sezonumuzun son olay örgüsü olarak ise Fushiguro'ya odaklanan bir mini olay örgümüz bulunmakta. Sezonun son üç bölümünü kapsayan bu olay örgüsünde dokunaklı birkaç an ve güzel bir dövüş sahnesi bulunsa da düzgün bir hikayesi varmış gibi hissettirmiyor. İlk bölüm korku-gerilim sevenleri hoşnut edecek sahneler barındırıyor; ikinci bölüm tamamen Fushiguro hayranları için ayrılmış; üçüncü bölümse Itadori ve Nobara'nın karşılaştıkları iki Lanet ile takım halinde savaşmaları üzerine kurulu. Ben birinci ve üçüncü bölümleri beğensem de Fushiguro gibi 22 bölüm boyunca neredeyse 0 işlev takılan bir karaktere karşı hiçbir yakınlık hissetmediğimden dolayı ikinci bölüm benim için oldukça sıkıcı, hatta yer yer kötü bir deneyimdi.

 Şöyle dönüp bir bakınca, bu 24 bölümlük sezon daha büyük bir şeyin ön hazırlığı gibi hissettiriyor. Bizi dünyasıyla ve karakterleriyle tanıştırıyor, ancak Junpei'nin hikayesi dışında pek de büyük bir olay yaşanmıyor. Ana kötülerin hiçbiri kalıcı olarak mağlup edilmiyor ya da hiçbir karakterin arka plan hikayesindeki sorunlar tam anlamıyla çözülmüyor. Daha önce de dediğim gibi, havada kalan soruların hepsinin bir sonraki sezonda çözüleceğini umuyorum; bu yüzden de bu sezonu sadece bir giriş olarak değerlendiriyorum ve bu şekilde değerlendirdiğimde de Jujutsu Kaisen, çok iyi bir giriş sezonuna sahip.

 Bu sezondaki olay örgülerine dair daha derli toplu bir tarif isteyenler için şunu da şöyle bırakayım:

  • Bölüm 1-3: Ana karakterleri ve dünyayı tanıtan giriş bölümleri.
  • Bölüm 4-8: Yan karakter tanıtımları ve gelecek olay örgüleri için altyapı.
  • Bölüm 9-13: Benim gözümde sezonun en iyi kısımları. Itadori için çok iyi bir karakter gelişimi. Junpei ve Mahito etrafında harika bir hikaye anlatımı ve Nanami.
  • Bölüm 14-20: İyi bir olay örgüsü ama bir önceki kadar iyi değil. Yan karakterleri daha yakından tanımamız için bir sürü an, yeni düşman tanıtımları, harika savaşlar ve gaza getirici anlar.
  • Bölüm 21: Jun Maeda.
  • Bölüm 22-24: Fushiguro'ya odaklanan ufak bir olay örgüsü ve Itadori ile Nobara'nın birlikte dövüştüğü güzel bir dövüş sahnesi.

 Karakterlere gelirsek, önceki paragraflarda bahsettiğimden pek de fazla bir şey olduğunu söylemek güç. Ufak tefek önemli anlar var ama hiçbiri üstüne konuşulmaya değecek kadar ileri gidemiyor. Başlarda oldukça beğendiğim Junpei'nin karakteri bile bir yerden sonra sadece Itadori'nin gelişimine katkıda bulunması için harcanıyor. Karakterler konusunda konuşabilecek tek ekstra şey aralarındaki etkileşimlerin çok iyi olması.

 Jujutsu Kaisen'de dört ana karakterin yanı sıra tonla yan karakter bulunuyor ve bu karakterlerin hepsinin aralarında iyi bir dinamiği bulunan en az bir tane partneri var. Örnek vermek gerekirse, Itadori'nin oldukça eğlenceli etkileşimlere sahip olduğu 4 tane karakter var: Satoru, Nobara, Nanami ve Toudou. Satoru ve Nanami ile abi-kardeş ilişkisine sahip iken, Nobara ile ikiz kardeş tarzı bir ilişkiye sahip. Bu üç karakter ile olan etkileşimlerinin hepsi çok eğlenceli olsa da benim en çok hoşuma gideni Toudou ile arasındaki etkileşimler oldu. Itadori ve Toudou, Kyoto ile Tokyo okulları arasındaki karşılaşmada tanışıyor ve uyumlu kişilikleri sayesinde çabucak arkadaş oluyorlar. Buradan sonra ise Toudou, Itadori'ye lanetli güçlerini geliştirmesi için yardımcı oluyor ve bu kısımın ardından tam bir cümbüş başlıyor; çünkü, Itadori'nin aldığı bu hızlandırılmış kurs, ona Tokyo vs. Kyoto olay örgüsünün sonundaki dövüşte çok yardımcı oluyor. Ayrıca, bu son dövüşte Toudou ve Itadori'nin arasındaki uyumu izlemesi o kadar eğlenceli ki sezondaki en çok eğlendiğim kısımlar buralar oldu.

GÖRSELLİK ve SES

 İş Jujutsu Kaisen'in görselliğine geldiğinde ben biraz aradayım. Her ne kadar animasyonların ve çizimlerin kalitesi çok iyi olsa da bu renk paletinin ve çevre dizaynının hitap ettiği grupta kesinlikle ben yokum. Önce animasyonlardan konuşalım.

 Jujutsu Kaisen'in harika animasyonları var ve bunu sırf dövüş sahnelerinde iyi animasyonlara sahip olduğu için söylemiyorum. Jujutsu Kaisen, sadece sakuga sahnelerinde iyi animasyonlara sahip olup, şovun geri kalan sahnelerinde ortalama animasyon kalitesine sahip bir anime değil. Hem normal sahnelerin çoğunda hem de dövüş sahnelerinde iyi animasyonları var. Hatırlayabildiğim tek vasat görsel kalite son bölümlere doğru mevcut. Örnek vermek gerekirse, 20. bölümün ilk 8 dakikası hem çizim hem animasyon olarak oldukça vasat, o kısımları zamanında yetiştiremedikleri çok belli oluyor. Neyse ki bölümün devamı oldukça iyi animasyonlara sahip ki buradaki eksiği kapatabiliyor. Ancak, yine de Jujutsu Kaisen'in ikinci yarısındaki animasyon kalitesi kesinlikle ilk yarısından aşağıda. 24 bölümlük bir sezonun tamamında aynı animasyon kalitesini korumak oldukça zor ve görünüşe göre MAPPA daha o seviyeye gelememiş; şimdi şunu ekleyeyim de bazıları yanlış bir fikre kapılmasın. İkinci yarıdaki animasyonların çoğunluğu kesinlikle kötü değil, hatta oldukça iyi. Sadece, ilk yarıdaki animasyonlar ikinci yarıdan daha iyi ki zaten bu maalesef animatörlerin zaman ile yarıştığı bir ortamda oldukça doğal. Son zamanlarda artan 22-26 bölümlük sezonları ikiye ayırıp 3-6 aylık aralar ile yayınlama modası da bundan kaynaklanıyor. Bu arada, bu ilk ve ikinci yarı karşılaştırmasını yaparken Satoru Gojou'nun 20. bölümün sonlarındaki 'Hollow Purple' sahnesini dışarıda bırakıyorum. Çünkü, o sahne bu sezondaki en iyi gözüken birkaç sahneden birisiydi.

 Jujutsu Kaisen'de birçok güzel gözüken sahne olsa da tüm ilgiyi çalan sahneler kesinlikle 'Alan Genişletme' (Domain Expansion) sahneleri. Alan Genişletmeler, Jujutsu Kaisen evrenindeki en güçlü büyüler ve beraberlerinde göz doyuran sahneler ile beraber geliyorlar. Tek sıkıntıları sayılarının çok az olmaları. 24 bölümde toplamda 5 tane bulunuyor ve bunlardan 1 tanesi de tam bir Alan Genişletme değil. Umarım hikayenin devamında bu Alan Genişletme kullanımından daha fazla vardır da ikinci sezonda gözlerimiz tekrardan bayram eder.

 Şimdi, sanat tasarımına gelirsek. Karakter ve Lanet tasarımlarını oldukça beğensem de bu renk paletinin hitap ettiği kesime ben kesinlikle dahil değilim; ve renk paletinin yanı sıra yer yer karakterlerin saçlarının ve kıyafetlerinin üstünde çıkan parlaklıklar da kesinlikle benim göz zevkime hitap etmiyor. Renk paletiyle oluşturulan atmosfere belki de gereğinden biraz fazla önem veren birisi olarak bu olay beni anime boyunca, özellikle de gündüz vaktinde geçen sahnelerde, çok rahatsız etti. Bu bir zevk meselesi olduğundan ötürü bu renk paletini kimisi beğenecek kimisi beğenmeyecektir ama bu konuda fazla büyük bir ayrılık olacağını sanmıyorum, çünkü ortada yapılmış bir yanlış yok, olay tamamen kişisel zevklerde. Umarım siz renk paletini beğenen kesimdensinizdir.

 Görsellik konusunda son ve kısa olarak değinmek istediğim şey ise estetik. Jujutsu Kaisen'de aslında baştan beri olan ama son bölümlere doğru seviyenin arttırıldığı, normalde olsa saçma duracak ama doğru müzik ve zamanlama ile kullanıldığında göze hoş gelen harika sahneler bulunmakta. Her ne kadar renk paletini beğenmesem de bu kısımlar çok hoşuma gitti ve sonlara doğru seviyenin artmasıyla beraber acaba gelecek sezonda bunlardan çok daha fazlası olur mu dedirtti. Umarım tahminlerimde haklı çıkarım ve bazıları saçma durmasına rağmen göze çok hoş gelen bu sahnelerden daha fazlasını görebiliriz.

 Ses konusuna gelirsek ise, orada konuşmaya değer pek fazla bir şey yok çünkü ses konusunda -tek bir detay hariç- anime ne zirve yapıyor ne de dip; hep aynı eğride ilerleyen ve oldukça iyi olan bir kaliteye sahip. Dövüş sahnelerinde kullanılan müzikler gayet iyi ve sahneye artı bir puan kazandırıyor. Seslendirmeler desek zaten böyle bir kadroyla kötü bir iş çıkarmak imkansıza yakın olsa da sezonda aşırı yoğun sahne sayısı çok az olduğundan ötürü seslendirmenlerin parlayabileceği pek fazla bir kısım da olmamış. Ancak, Yuuma Uchida'nın tam anlamıyla harcandığını düşünüyorum. Böyle harika bir seslendirmene Megumi gibi neredeyse işlevsiz bir karakteri vermek adamın harcanmasına yol açmış. 24 bölüm boyunca yeteneğini gösterebildiği sadece iki tane sahne var.

 Bazı tekniklerin kullanımında daha tatmin edici ses efektleri kullanılabileceğini düşünsem de ses efektleri genel olarak ortalama kalitedeydiler. Ses konusunda illa bir şey övmem gerekiyorsa maalesef övebileceğim tek şey açılış ve kapanış müzikleri. Jujutsu Kaisen'de toplamda 2 açılış ve 2 kapanış klibi bulunmakta ve dördü de harika. Hepsi arada açıp dinlemeye değer müzikler, ama bunların içinde bile ikinci kapanış klibi olan "give it back" benim için öne çıkıyor. Bu klip değişik bir tarz izleyip telefondan çekilmiş gibi duran görüntülerle bir kolaj hazırlanmış ve hem animasyonlar hem de müzik harika.

 Yavaş yavaş incelemenin sonuna gelirken son değinmek istediğim konular ise aksiyon sahnelerindeki diyaloglar ve komedi. Bunlardan kısaca bahsedip incelemeyi bitirelim.

 Jujutsu Kaisen'de çok fazla olmasa da yine de hatırı sayılır miktarda komedi sekansı bulunmakta ve bunlar benim için ya tutarsa kıvamında geçti. Bir komedi sahnesinde kahkahalar atarak gülerken, ondan iki dakika sonra gelen başka bir komedi sahnesinde bunu niye koymuşlar ki dediğim oldu. Bu sahneler de tıpkı renk paleti gibi biraz zevk meselesi ama her ne kadar güldüğüm sahneler olsa da toplamdaki komedi sahnesi sayısı yarıya indirilse hiç yokluk çekmezdim onu da belirteyim.

 Aksiyon sahnelerinde boş diyaloglardan nefret eden birisi olarak Jujutsu Kaisen'de tam olarak nötrüm. Karakterlerin tekniklerinin sırlarını açıklayarak tekniklerini güçlendirmesi olayı çok zekice bir bahane olsa da ben hala daha dövüşten önce, karakterin tekniğini yanındaki habersiz arkadaşına açıklayarak izleyiciye anlatma olayının taraftarıyım. Örnek vermek gerekirse, Toudou'nun tekniğini 20. bölümdeki savaştan 4-5 bölüm önce görmüş olmamıza rağmen savaşın ortasında ne olduğunu gereksiz uzun bir biçimde tekrardan dinliyoruz. Bu, tekniği rakibe açıklayınca güçlendirme alma olayı hiç olmasa ve Toudou, dövüşe girmeden önce tekniğini Itadori'ye açıklamış olsa zaten akıcı olan bu dövüş çok daha akıcı bir hale gelebilirdi. Bunun dışında bir de sahnede gördüğümüz en basit şeyi bile karakterlerin bize sanki biz aptalmışız gibi anlatmaları olayı bunda da var ama türdaşlarına kıyasla sayıları oldukça az.


 Jujutsu Kaisen, başta tam benim nefret ettiğim tarzda bir anime gibi başlayıp ilerleyen bölümlerde hem kaliteyi yükseltmesi hem de tarzını biraz daha benim sevdiğim yöne çekmesi ile beni oldukça eğlendiren bir şov oldu. 24 bölüm içerisinde sıkıldığım bölümlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmedi ve yapılan ön hazırlıklar ile devam sezonlarında ne olacağını merak etmeme yol açtı. Hazır manga hala devam ediyor ve delilercesine satıyorken devam sezonunun 2022'nin ikinci yarısında geleceğini düşünüyorum, daha doğrusu 2022'nin ikinci yarısından önce gelmeyeceğini umuyorum. Zaten geleceği neredeyse garanti olduğundan, aceleye getirileceğine geç gelsin daha iyi.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları