Shin-hanga ("yeni baskılar") hareketinin öne çıkan isimlerinden biri olan Hasui Kawase, baskı ve sulu boya çalışmalarında geleneksel konuları Batılı bir dokunuşla eşsiz ve renkli bir stilde betimledi. Kırk yıllık kariyerinde 620 civarında baskıya imza atan sanatçının Japonya'nın güzel manzaralarından beslenen eserleri, hem ahşap baskının erken dönem sanatçılarını hem de sevilen anime film ve dizileri anımsatıyor.

Hasui Kawase’nin Geçmişi 

Kawase, küçüklüğünden itibaren sanatçı olmak istemiş. Dayısının, ilk manga dergisini kuran, yazar ve gazeteci Kanagaki Robun (1829-1894) olduğunu düşünürsek sanata uzak bir aileden gelmediğini söyleyebiliriz. Genç bir adam olarak Kawase, sanatçı Aoyagi Bokusen'in okuluna giderek orada ahşap baskıya ek olarak, geleneksel fırça tekniklerinde de eğitim almıştır. 

Sonradan, sanatçı Kiyokata Kaburagi yakınlaşıp onun stilini öğrenmek istemiştir ancak bunun yerine Batılı stilde çalışmalar yapması için cesaretlendirilmiştir. Eserlerinde daha çok günlük hayattan izler ve manzaralar dikkat çekmektedir. Çalışmalarının pek çoğu 1800'lerin sonunda ve 1900'lerin başında dergilerde ve kitaplarda yayınlanmıştır. En popüler çalışmalarının yayınlanma tarihi ise 1920 sonrasına denk gelir. Bu dönemde sanatçı, Japonya'yı gezerken oluşturduğu çeşitli eskizlere ve küçük sulu boya resimlere dayanan, daha çok doğa ve şehir manzaralarına yoğunlaşmıştır. 

Hasui Kawase, Evening Snow at Terashima Village, 1920, Art Institute of Chicago, Chicago, IL, USA. W

20. yüzyılın başlarında Japonya, sanayileşmenin bir sonucu olarak kapsamlı bir şehirleşme yaşamıştır. Kawase, bu endüstriyel büyümeye karşıtlık oluşturacak şekilde, betimlemelerinde, özellikle geniş manzaralar ve küçük yerleşim yerleri olmak üzere daha sakin ve doğal Japonya’ya yer vermiştir. Kawase’nin baskılarındaki en dikkat çekici noktalardan biri de doğayı en güzel hâliyle yansıtmak için cüretkâr ve yoğun renklere yer vermesidir ki bu durum aslında daha çok guaj ve yağlı boya kullanılan tablolara özgü bir durumdur. Dahası birkaç baskısında, günümüz animelerinde kullanılan bir perspektif, doğa sunumu ve çevresindeki manzarayla uyum içinde olan insan yapımı eserler göze çarpmaktadır.

"Amakusa yori mitaru Onsengadake" ve Komşum Totoro 

“Amakusa yori mitaru Onsengadake”, Kawase gibi uzun bir kariyere sahip bir sanatçı için erken dönem bir ahşap baskıdır. Bu baskı, oldukça başarı elde etmiş, tamamı 1922 ve 1926 arasında yapılmış “Selected Views of Japan” (Japonya’dan Seçilen Görünümler) adlı seriye ait bir eserdir. Onun tarzının tipik bir örneği olarak kullandığı derinlik katmanları ve koyu renkler ile Japonya’nın kırsalını betimlemiştir.

Kompozisyonun büyük bölümünü kaplayan birbirini takip eden tarlalardaki yeşillik, yeşilde kullanılan farklı tonlar ve toprak yollar, 20. yüzyılın erken dönemlerinde modernleşme ve sanayileşmeden uzak kalmayı başarmış, Japonya’nın sakin bir bölümünü betimlemektedir. Amakusa şehri küçük adalardan oluştuğu için Kawase, buradaki dinginlik hissini verebilmek için uzaktaki dağları ve sakin mavi denizi görebilmesi için izleyiciyi bu adalardan birinin kenarına bırakır. 

Bu kırsal manzarası, Oscarlı yönetmen Hayao Miyazaki’nin yazıp yönettiği My Neighbor Totoro (1988) filminde kendine genişçe yer bulur. My Neighbor Totoro, hastanede yatan annelerine daha yakın olmak için, babalarıyla birlikte kırsal bölgeye taşınan iki kız kardeşin hikâyesini anlatır. İki kız kardeş, bu yeni geldikleri çevre ile ilgili endişeler taşırken onlara kendilerine inanmalarını ve doğayı korumalarını öğreten, yakındaki ormanın koruyucusu Totoro ile tanışırlar.

Hasui Kawase, Onsengadake Seen from Amakusa from Selected Views of Japan, 1922, MFA, Boston, MA, USA
My Neighbor Totoro, 1988, dir. Hayao Miyazaki. Studio Ghibli.

Bu sahne özellikle filmin başında, Kusakabe ailesinin kırsal bölgedeki yeni evlerine taşınmaları esnasında kullanılmıştır. Ailenin kullandığı merkezi yol, ekili çeltik tarlalarından düzgün bir şekilde ayrılıyor, yol uzaklarda bir yerde sona ererken doğrusal perspektifle derinlik genişliyor, hatta doğadan etkilenmediğinde doğanın gücünü hatırlatan iri bir ağacın yanından geçiliyor. Filmin büyük bir kısmı, yeni kasabalarına alışmaya çalışan ve doğayı takdir etmeyi öğrenen bu şehir kızlarının etrafında döndüğünden, doğanın güzelliğini hissettiren ve genişleyen tarlalarla dolu bu çekim, bu temayı mükemmel bir şekilde kapsıyor.

Studio Ghibli’deki ekip, doğanın korunmasınının önemine vurgu yapan birçok işe imza atmıştır ki Pom Poko (1994), Princess Mononoke (1997) ve Ponyo (2008) bunlardandır. Anlaşılan o ki modern Japon anime sanatçıları, Kawase’nin de ele aldığı bu temanın, günümüzdeki izleyici kitlesinde yankı bulduğunu görmüş.

Nikko Kaido ve Shingeki no Kyojin 

Kawase’nin animelerle karşılaştırılabilecek bir başka ahşap baskısı da Nikko Kaido (1930) adını taşıyor. Eser ismini, Edo Döneminde (1603-1868), Edo’yu tapınak komplekslerinin bulunduğu, günümüzde Tochigi Bölgesinde bulunan Nikko’yu birbirine bağlayan beş yoldan biri olan Nikko Kaido yolundan almıştır. 

Kawase, izleyiciyi yalnız bir gezginin orman yolu boyunca ilerleyip uzaklaşmasını izleyecek biçimde bu yolun ortasına konumlandırır. Göz, yoldaki figürü takip etmeye çalışırken doğrusal bir perspektife zorlandığından, uzun ve heybetli ağaçlar yolun kenarında dizilerek derinlik algısının artmasını sağlar. Yoldaki ağaçların ve yaprakların koyu tonları, uzaktaki ağaçların parlaklığıyla kıyaslanıp bu hac yolculuğunun manevi yönüne vurgu yapar. 

Bu baskı, 2013 yılında yayınlanmaya başlayan popüler anime Shingeki no Kyojin’deki bir sahneyi anımsatmaktadır. Animede insanlığın, şehirlerinin etrafını duvarlarla sardığı, duvarların dışında yaşayan, insanlara benzeyen dev yaratıkların saldırılarından korunmaya çalıştığı bir distopik dünya kurulmuştur. 2. Sezon 9. Bölümden alınan bu sahnede, Keşif Birliği yakındaki bir ormanda bir devin izini sürmektedir. Burada da Kawase’nin ahşap baskısında olduğu gibi uzun ve heybetli ağaçlar ve hatta merkezden aşağıya doğru uzanan bir yol görülmektedir. Baskıda, baskının doğasından kaynaklanan, düz renkli daha koyu alanlar bulunurken, bu sahne ayrıca ışık ve karanlık arasındaki keskin bir kontrasta da sahiptir. Kökleri neredeyse yola çıkan ağaçları da göz önünde bulundurarak bu sahne, serideki çarpıcı bir an’ı yansıtıyor, yani bu noktadan sonra karakterlerin hayatı değişiyor; tıpkı Kawase’nin yolunda yürüyen kişilerin ruhani olarak değişime uğramaları gibi.

Hasui Kawase, Nikko Kaido, 1930, Ronin Gallery, New York, NY, USA. Artsy.
Shingeki no Kyojin, S02E9, dir. Tetsuro Araki.

Anime ve Kawase 

Sonuçta belirgin olan bir şey var ki o da Hasui Kawase’nin stilinin Doğu ile Batı’nın özelliklerini harmanlayarak bunları Japonya’nın güzelliği ile bütünleştirmesidir. Yoğun ormanlar ve sahil tarlaları arasından sanatçı, bizi varlığımızın temelinde yatan maneviyatı ve huzuru yeniden keşfetme yolculuğuna çıkarıyor. Günümüz anime sanatçıları ise bu konuyu alıp bir adım daha öteye taşıyarak zamanımızın en popüler ve en akılda kalıcı anime serilerine imza atıyorlar. 

İster bir duvarın arkasında canavarlardan saklanarak geçen bir ömrün ardından doğanın mucizesini göstermek, ister izleyicilere çevreyi takdir etme ve koruma ihtiyacını hatırlatmak için olsun, anime sanatçılarının, Kawase'nin ahşap baskılarının stilini ve temalarını zamanımız için yeniden yorumladığını söyleyebiliriz.

Kaynak: DailyArt

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları